Geçtiğimiz yirmi yılda, çoğu insan bir kamera taşımak yerine her zaman yanlarında bir akıllı telefon kamera bulundurmaya başladı. Aslında bu açıdan baktığınız zaman herkesin cebinde bir kamera var. Her gün milyonlarca fotoğraf çekildiğinde (ve paylaşıldığında), fotoğrafçılıktaki bu patlama bizi nasıl etkiliyor? İşte WIRED’in bu soruyu araştıran 10 dakikalık bir videosu.

Fotoğrafların gözlerimizi, beynimizi ve bedenimizi nasıl etkilediğini bulmak için, WIRED Kıdemli Editörü Peter Rubin, özçekimlerin(selfi:)- öz algılarımızı nasıl çarpıttığını, profesyonel bir fotoğrafçı ile çekim yapıp fotoğrafların ruh halini ve hafızayı nasıl etkilediğini inceliyor.

---

Sen de aramıza katıl, fotoğraf dünyasından uzak kalma!

İzinli Pazarlama kapsamında 66pixel.com tarafından e-posta gönderilecektir.

2018’de yayınlanan bir araştırma, 1 metre uzaktan çekilen özçekimlerin burnunuzu daha uzak mesafeden yakalanan sıradan bir portreden% 30 daha büyük görünmesine neden olduğunu söylüyor. Bu, kendimizi ve hatta davranışımızı bile nasıl gördüğümüzü yani algıladığımızı değiştirebilir: Bir araştırma, özçekim çektirenlerin kendilerini daha kötü hissettiğini ve özçekimlerde daha iyi görünme arzusunun da bazı plastik cerrahi prosedürleri için bir motivasyon olarak arttığını ortaya koydu. Bu oldukça vahim bir sonuç olsa gerek!

Sürekli fotoğraf çekmenin deneyimlerden zevk almamızı artırıp artırmadığı sorusu da var. Sosyal medya için fotoğraf çekmeye olan saplantı deneyimleri olumsuz yönde etkilerken, kendisi için çekim yapmak (ve daha sonra paylaşma konusunda endişelenmek) eğlenceyi olumlu yönde etkilemiyor.

Rubin, dünyaya nasıl baktığını ve fotoğraflarını profesyonel fotoğrafçı Chris Burkard’ın yaptıklarıyla karşılaştırdı. Bulduğu şey, Burkard’ın gözünün çok daha az odaklanmış göründüğü, objelerin ayrıntılarını görmekte daha dikkatli olduğu.

Rubin, “bu anlatılanların hiçbiri sizi daha iyi bir fotoğrafçı yapmaz, ancak bir kameranın zihninize ve duygularınıza neler yapabileceğini anlamanıza yardımcı olabilir” diyor.