TÜMÜ

    Fotoğraf Çekerken Ne Kadar Rahatsın?

    Fotoğraf çekmek keyifli iştir:) Hepimiz fotoğraf çekmeyi seviyoruz ancak ne kadar rahatız. Çok geniş takılmak ya da aşırı ciddi olmak ne kadar doğru? Kendi adıma yaptığım çekimlerden ve deneyimlerden birkaçını sizlerle paylaşmak istedim.

    Stüdyo ya da manzara fotoğrafları çekerken hepimiz rahatızdır zaten, bu nedenle stres olmadan fotoğraf çekimlerini yaparız. Ancak sokak fotoğrafçılığı, portre fotoğrafçılığı aynı mı, tabi ki değil. Normalde ben fotoğraf çekerken kendime bir sınır çizerim, çok lakayt olmak geniş takılmak sıkıntılı sonuçlar doğurabilir. Sonuçta fotoğrafını çekeceğiniz, izin alacağınız insanları tanımıyorsunuz. Bu özellikle kültürel farkındalıkta daha çok ortaya çıkar. Rusya’dasınız ve adamın kültürüne yabancısınız, bu nedenle seçtiğiniz kelimelere ya da vücut dilinize dikkat etmelisiniz. Ancak bunun sizi tedirgin etmesine izin vermeden yapmalısınız. İtiraf ediyorum ilk zamanlar bunun tam olarak nasıl yapılacağını bilmiyordum ve fotoğraf çekiminde duygusal metaforlar yaşıyordum. Ancak gün geçtikçe bu alanda daha fazla deneyim sahibi oldum ve çok daha kaliteli çekimler yapmaya başladım.

    En önemli duygusal güç bu tarz fotoğraf çekimlerinde SAMİMİYET olmalı. Samimi olmak için kendiniz olmalısınız ve insanlara da çıkarsız yaklaşmalısınız. Tabi bu insanın karakteri ile de alakalıdır ancak bugüne kadar samimiyetten uzak bir fotoğrafçı ile de tanışmadım:) -İstisnalar kaideyi bozmaz, onu geçin- Karşınızdaki insanlar sizin samimi olduğunuzu hissetmeli ve onlarda doğal davranmalıdır. Yapmacık çekimler, yapmacık modeller sizi istediğiniz düzeye taşımaz.

    Bundan ayrı olarak sokak ya da portre çekimleri yapacağım zaman insanlardan farklı görünmeye çalışmam. Örneğin fotoğrafçı yeleğimi giymem, ana kameramı almam(büyük olanı) genelde ikinci kamerayı kullanırım. Onların arasına karışır, farklı bir kimlik farklı bir yüz olmadan çekim yapmaya çalışırım.

    Dilini bilmediğiniz ülkelerde de rahat olun. Onların dilini bilmemeniz size birşey kaybettirmez. Tam tersi vücut diliyle anlaşmaya çalışın. Siz iletişime 1-0 yenik başladığınız için (algıda yenik olma durumu) insanlar size daha samimi yaklaşacaktır 🙂

    İzin almalısınız, unutmayın insanların yer aldığı her fotoğraf çekimi için izin almalısınız. Bu hem etik açıdan hem de legal olarak uygun olandır. Burada yazılı izinden söz etmiyorum; tek bir soru: ‘Fotoğrafınızı çekebilir miyim?”. Her zaman bu sorunun cevabını Hayır olarak hayal edin. Çünkü bu şekilde yapmazsanız ve gerçekten Hayır cevabını alırsanız, ilk 5 saniye 5 dakika gibi geliyor. Zaman duruyor ve siz oradan oraya yuvarlanıyorsunuz!

    Canım ülkemde fotoğraf çekmek tüm bu kapsamda oldukça kolay ve keyifli. Çünkü herkes kendisinin fotoğrafını çekmenizin kendini değerli görme/görünmek ile eş anlamlı olduğunu biliyor.

    Tüm bunlardan ayrı olarak her zaman yazdığım ve her zaman söylediğim şey Gülün! Her zaman Gülün arkadaşlar-köyün delisi gibi etrafta dolaşın da demiyorum tabi ki:).

    Unutmayın! Pozitif enerjiniz sadece size değil etrafınızdaki tüm insanlara yansır.

    Herkese iyi çekimler.

    Güncel İçerikler

    Benzer İçerikler

    Galeriler

    Video