Maviye doyduğum,huzur bulduğum şehir.1400’lü yıllarda İspanya’dan gelen Araplar ve Yahudiler tarafından Rif dağlarının ikiye ayrıldığı noktada bulunan vadi üzerine kurulmuştur.

Berberi dilinde Chefchaouen yani Şafşavan çift boynuz demektir.Her bir boynuzun bir dağ yamacını temsil ettiği ve şehrin bu yamaçların ortasında bulunan vadide kurulmuş olması sebebiyle bu ismi aldığı bilinmektedir.

1930’lu yıllarda Yahudi mülteciler kutsal kitabın “kıyafetlerinizin bir tarafına mavi püskül takın” emrinden yola çıkarak,evlerini maviye,gökyüzü ve cenneti sembolize eden renk,boyamaya başlamışlardır.Bir diğer inanış ise mavi rengin böcek ve akrep gibi zararlı haşerelere karşı koruduğuna inanıldığı için kullanıldığıdır.

Daracık mavi sokaklarını gezerken kendimi okyanusta gibi hissettiğim ve kaybolmak için her türlü çabayı göstermeme rağmen sürekli olarak tüm sokakların “Uta El Hammam”dedikleri meydana çıktığı bu sebeple de bir türlü kaybolmayı başaramadığım Fas’ın mavi şehri Chefchaouen’dan selamlar.

Önceki İçerikSony ZV-1, Vlog Canavarlarına Özel Kamera!
Sonraki İçerikYarışma: Çorum Ulusal Fotoğraf Yarışması
Yazar - Tuba Orman
Gezmeyi ve gezerken fotoğraflamayı,yeni kültürler tanımayı ruhumun ihtiyacı olan en temel şey olarak görüyorum.Fotoğrafını çektiğim insanların acılarına ortak olabilmek,sevinçlerini hissedebilmek paha biçilmez bir duygu benim için.O yüzden yaşam fotoğrafları ilgimi en çok çeken alan.Şu an görev yaptığım ve doğasına,kültürüne aşık olduğum Van ilinden bahsetmeden geçemeyeceğim.Fotoğraf cenneti bir yer burası.İnsanıyla,kültürüyle,misafirperverliğiyle..Fotoğrafını çektiğim insanların veya çocukların gözlerinde mutluluğu,acıyı,sevinci,kederi ve daha sayamayacağım onlarca duyguyu yaşabiliyor olmak ne paha biçilmez değil mi?

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here

Captcha *